18 Şubat 2016 Perşembe

180216

Değersizim. Bir hiç gibi, önemsenmeyen, hiçbirinizin hayatına dokunamamışım gibi. Sevilmek ne haddime, kimdim, kim olduğumu sandım da sevilmeyi umdum, bekledim. Bir kadeh rakının, şarabın verdiği mutluluktan ötesi olamadım. Yoksa rakı sofrasına meze oluşumu başka nasıl açıklayabilirdim. Ayık kafayla çekilemediğim su gibi ortadayken, bir de sevilebilme hayali kurmanın neresinden tutabilirdim ki. İsimler hep değişti, acıta acıta sindirdim hepsini, her birinin her bir harfini yedim, yuttum. Her bir mimiği, imayı, bakışı işledim hafızama. Yüzlerce kez aynı sahneyi yaşadım kafamın içinde, geri sarıp tekrar oynattım, geri sarıp tekrar oynattım. Her seferinde farklı bir son, farklı bir son benim için. En çok da düşlerimde dahi olamadığım mutluluğun eksikliği koyuyordu ve gün geçtikçe isimlerden bağımsız sevilemeyişim.  

16 Şubat 2016 Salı

160216

Hiçbir şeyden keyif alamıyordum. Havada uçuşan sözlerin hiçbiri bir mana, bir his uyandırmıyordu bende. Öylece izliyordum, sanki ağır çekim bir filmde gibi, saniyenin bilmem kaçında biri kadar hızla akarken hayat, insanların mimikleri kazınıyordu aklıma. Acaba ne hissediyorlardı, bu kahkahayı atabilmeyi nasıl başarabiliyorlardı. Sorumu beynimin içinde daha da derinlere dokunmaya başlıyordu, nasıl bu kadar mutlu olabiliyorlardı. Asla anlam veremediğim, verebileceğimi dahi ummadığım bir soru. Sabahları yıllardır rutin bir şekilde işe gitmek için kullandığım yol, karşılaştığım insanlar, katlanılmaz bir hal almaya başladı. Sabah sporu olarak metroda insanlarla tartışmayı bile saymaya başlayabilirim. Sizin göremediğiniz ama benim günbegün içine gömüldüğüm bu çıkmaz ölümüme sebep olacak. Ölmeyi başaramazsam da bu çıkmaz beni delirtecek sonunda.  

27 Şubat 2015 Cuma

Güzel günler göreceğim piçler!

Geçtiğimiz günlerde iş arkadaşlarım bir trafik kazası geçirmiş. Fotoğraflara bakılacak olursa içinden sağ kurtulmaları bile mucizevi denebilecek cinstendi. Ofiste başımı bilgisayara gömmüş, gelen kutusu trafiğini bir yandan çalan telefonlarla debeleşirken yönetmeye çalışıyordum, gelen telefonlardan biri iş arkadaşımdandı ve olayın şokuyla ne dediği tam belli olmayacak şekilde kazayı anlatıyordu, olayın büyük olduğunu farkeder etmez, aklıma gelen ilk cümle pişmanlıkla birlikte gelen, 'o arabada ben olmalıydım' oldu. Bazı şeyleri ne derece istiyor olduğumu bir anlamda kendime kanıtlamış oldum. Toplumun şov diye tasvir edeceği şeylerin aslında benim gerçekliğim olduğuydu aklıma düşen. İçim rahat, geldiğim o raddede beni bağlayan iplerden kurtulduğum zaman geri adam atmaktan şüphe duymayacağımı öğrenmiş oldum. Düşünmeme gerek yok, ne öncesini ne sonrasını. Çoğunuz gibi ne geçmişimde ne de geleceğimde boğulmaya kararlıyım. Ahtım olsun bugünümde öleceğim!

28 Aralık 2014 Pazar

Huzursuzluk mu?

Beni huzursuz, mutsuz eden şey üzerine o kadar çok düşünüyorum ki; bulduğum yanıtlar da öte yandan ayrıca huzursuz ediyor. Düşüncelerim çoğunuz için korkutucu gelebilir, sağlıklı değiller ben de farkındayım. Hissettiklerimi artık yazamıyor oluşum da sıkıntımı körükleyen şeyler arasında.
Yine konudan uzaklaşır oldum, diyeceğim o ki, bulduğum yanıtlar arasında en masumu sanırım düzensizlik. Evet bir düzene oturtamayışım hayatımı, huzursuz ediyor beni, ne yaptığım işi benimsiyorum, ne yaşadığım şehri, ne yaptıklarımı ne de yapamadıklarımı. Hep birşeyler eksik, farkındayım bunun. Herşeyden öte yaşadığımız şehirlerin kaosu, karmaşıklığı, gürültüsü, insanı. Düşündükçe çıldırmamak içten bile değil. Hastalığım öyle bir hal aldı ki, sokak kaldırımlarının kırık dökük olması bile mutsuz ediyor beni. Mutsuz olmaya yer aramak değil benimkisi, bu evrende bu zamanda yaşamayı kabullenemeyişim. Kabullenebilecek gibi de durmuyorum.

Not: Bu yazı ile birlikte, ne kadar artık yazamıyor noktasına gelmiş de olsam, tumblr üzerinden yayınlamaya devam edecem. Birçok şeye olduğu gibi Blogspot'un arayüzüne de katlanamıyorum artık.
www.norkun.tumblr.com

Nevzat Orkun Çeviker

23 Mart 2014 Pazar

Tesadüf

Tesadüf eseri yaşadığıma karar verdim. Zaten bu dünyaya gelirken de tesadüf eseri hayatta kalmışım. O zaman bırakacaklardı beni. Bilememişler. Hayatım o kadar tesadüfî ki, herkes için planı olduğuna inandığınız Tanrınızın benim hakkımda en ufak bir planı olmasa gerek. Defolu üretim gibi bir şeyim sanırım. En ağırı da bu hayattan ben tamamıyla vazgeçmiş olmama rağmen, aile gibi kutsal bir şeyi çiğneyemiyor oluşum. Az biraz vurdumduymaz olmalıydım, o da olmadı. Her ayna görüntümden, her günümden nefret ederek daha ne kadar ve nasıl yaşamam gerekiyor bilmiyorum. Çok yorgunum. Ve bu gece yine gözyaşı döküyorum, ertesi gün üzerine gülümseyen bir yüz ifadesi takınacağımı bilerek. Sanırım insanların acıma olan ilgisizliğinden daha çekilesi geliyor iyiymiş taklidi yaparak gizlenmek.

Nevzat Orkun Çeviker
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...