27 Aralık 2007 Perşembe

Elveda..

Herşey amaçsız, gayesiz bir savruluş yaşantım...Kim kaldı geriye benimle, kim var etrafta elini uzatacak... Kimse yok... Pes ediyorum hayat, pes ediyorum çek ellerini boğazımdan artık, yokum bu oyunda daha fazla...

Elveda...

Ve bir parça acı damladı kasvetli odanın ortasına...


N.Orkun Çeviker

11 Aralık 2007 Salı

Artık üşüyorum...

Artık üşüyorum, çaresizce ruhum çırpınıyor bedenimin esareti altında… Gün geçtikçe acım artıyor, yüküm artıyor, ruhum bedenimi yırtıp serbest kalmak istercesine debeleniyor, yırtınıyor içten içe… Dayanırım sanıyordum o kadarda kolay değilmiş aslında… Nerden bilebilirdim ki yolda bırakılacağımı, nerden bilebilirdim düşlediğim gökkuşağı renklerinin sadece düşlerimde kalacağını, onlara dokunamayacağımı nerden bilebilirdim ki, nerden anlayabilirdim ki böyle sonlanacağını… Görmek mi istemedim kâbuslarımı, hissetmek mi istemedim korkularımı, duymak mı istemedim anlatmaya çalıştıklarını… Hep bilinçaltına mı attım fark edemeden, hep görmezden mi geldim işaret etmeye çalıştıklarını… Hiç bir şey bilmiyorum, hiçbir şey bilmek istemiyorum, bir o kadarda her şeyi tüm ayrıntısına kadar bilmek istiyorum ama daha kötülerini de öğrenmekten korkuyorum. Dayanıp dayanamayacağımı dahi bilemiyorum, sınırlarımı bilmeden yaşıyorum… Geceleri yorgan dahi kar etmiyor artık, hiçbir şey ısıtmıyor artık içten içe büzüşen, dökülen bedenimi. Beni ısıtacak düşlerin, hayallerin fişlerini çekmişler meğer çoktan, örümcek ağları tutmaya başlamış düşlerim… Artık üşüyor bedenim, toz tutuyor düşlerim, ısıtmıyor yorganım, kâfi gelmiyor artık hiçbir şey sen olmayınca, kâfi gelmiyor sensiz olan düşlerim. Artık üşüyorum, ısıtmıyor ceketim, küf tutmaya başladı düşlerim… Artık üşüyorum, meğer ısıtacak ne yorganım nede ceketim varmışta bihabermişim…


N.Orkun Çeviker

4 Aralık 2007 Salı

Kahraman - "A Hero Comes Home"

Gideli çok oldu… Uzak diyarlara, keşfedilmemiş rüyalara, belkide el değmemiş düşlere yelken açtı. O eski heybetli, bir o kadarda ürkütücü gemisiyle yelken açtı doğudan esen rüzgârı arkasına alarak. Rüzgârla bir olup göçtü buralardan kahramanım. Yeni diyarlar keşfetme arzusu alıkoydu beni ondan, ama biliyorum ki kahramanlar mutlaka evlerine geri dönerler ne olursa olsun, ucunda ölüm dahi olsa dönerler evlerine tereddüt etmeksizin. Oda dönecek her kahraman gibi elbet evine… O döndüğünde her şey onu bekliyor olacak, masada sıcak yemeği hazır olacak, o yolun yorgunluğunu atabilmesi için sıcak banyosu hazır bekleyecek… Her şey gibi bende hazır bekleyecem, o kapıyı çalmaksızın içeri girdiğinde en sıcak gülümsememle karşılayacam onu, ısıtıvericem yüreğini duraklamaksızın… Şimdi ağlıyorum ama biliyorum ki bu gidişler ne ilkti nede son olacaklar… Ama tek bildiğim kahramanların daima eve dönecekleri, evde yardım bekleyenleri kurtaracakları… Arkasına alarak gittiği rüzgâr, elbet geri getirecek bana onu, geri getirecek umutlarımı… Kader sonunda buluşturacak mavi yüreklerimizi bir hazan sabahında, işte o gün milat olacak, çehrem aydınlanacak yeni doğan günün ışıkları misali, yüreğim şenlenecek bayram çocukları gibi… Seni bekliyorum kahramanım… Biliyorum ki kahramanlar her zaman eve dönerler…


N.Orkun Çeviker

14 Kasım 2007 Çarşamba

Pişmanlık

"Elimde sensizliğim

Aklımda güzel günlerim

Yatağımda yalnızlığım

İçimde buruk bir hüzün

Seni kırdığım için pişmanım sevgilim

Hani o eski günler varya

Mutlu mesut anılarımız

Zamana inat sevişmelerimiz

Sonsuza inat öpüşmelerimiz

Söyle nerde kaldı şimdi

Ölüme dek birlikteliğimiz"

N.Orkun Çeviker

7 Kasım 2007 Çarşamba

Düş Sokağı Sakinleri

Düşsel diyarlara yolculuk... Evet, ben dinlerken kendi çıktığım yolculuğu böyle tarif ediyorum. Dinlediğim her şarkılarıyla kendi içimde yeni yolculuklara çıkmamı sağlayan “Düş Sokağı Sakinleri”, 1993 yılının sonbaharında girdi ilk olarak hayatlarımıza, ilk o zamanlar başladılar hayatlarımızı şekillendirmeye. Ruhumuza ilk dokunuşlarını “Düş Sokağı” adlı albümleriyle yaptılar. İlk başlarda hayran kitlelerini, üniversite öğrencileriyle başladılar genişletmeye. Müzik hayatları boyunca az ama öz bir dinleyici kitlesine sahip olan grup ilk albümlerinde özellikle “Hoşçakal”, “Sevdan Bir Ateş”, “Al Beni Yar” isimli şarkılarla gönüllere taht kurmaya başladılar. Ne kadar bu şarkılar 1993 yılında ilk kez yayınlanmış olsalarda yıllar sonra popülariteleri arttı ve hala kafelerde hangi canlı performans dinlerseniz, hepsinde söylenen ve herkesçe eşlik edilen şarkılardır. 4 yıllık bir aradan sonra “Yaşadıkça” adlı albümlerini, kış soğuğunda ruhlarımızı ısıtırcasına piyasaya çıkardılar. Ne kadar ilk albümlerine göre sönük gibi duruyor olsada kendi içinde ayrı bir felsefesi ve dinlendikçe artan derin anlamları bulunmaktadır. Özellikle bu albümlerinde beni alıp uzaklara götüren ve derin izler bırakan şarkılarından biri olan “Gayret Et Güzelim”, mükemmel melodik akışkanlığının yanında insanın kendi içinde derinlerine inebilmesini sağlayan sözleriyle harika ötesi bir sanat eseridir.

“Gitmem gerek bu şehirden
Bir rüya oldun sevdamın gergefinde
Neden çocuklar beni gösteriyor
Yağmur yağsa güneşin yerine
Ha gayret güzelim gayret
Biter elbet bu yağmur sabret
Sensizlikten olsa gerek
Çekilmez oldu buralar
Hep benle beraber bulamadıklarım
Bak cesaretim yok artık
Geç oldu yorgunum
Yine deli oldum sayende
Saçında rüzgâr
Ha gayret güzelim gayret
Biter elbet bu yağmur sabret
Ayrılıktan olsa gerek
Gecikiyor sabahlar
Hep benle beraber unuttuklarım
Dönmüyor epeydir başım
Denizler yalan
Sevmek ateş olurmuş derler
Yanmak yalan
Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar
Yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz
Bir çocuktum sevmiştim
Avuçlarımda aynalar
Gayret et güzelim elini uzat
Ha gayret güzelim gayret
Biter elbet bu yağmur sabret”

Ve yılların 1999’u göstermesi, bence kariyerlerinin doruk noktasını işaret eden bir dönüm noktası olmuştur. Bu yılın yine karlı bir döneminde piyasaya çıkan “Üç” isimli albümleri bence en iyi albümleri olmuştur, kendi içerisinde “Ayrılık”, “Ölümler”, “Hüzün Kovan Kuşu”, “Sen Yine Seni Sev” ve “Veremem Sana Acımı” gibi çok anlamlı parçalar bulunmaktadır. Bu albümdeki şarkılarda olan tezatlık insanı ölüm ve yaşam arasında düşündürmeye kadar itiyor. Bu albüm sonrası Düş Sokağı Sakinleri 500 üzeri konser ile hala hemen hemen hiçbir grup ya da sanatçının başaramadığı bir başarıyı ellerinde tutmaktadırlar. Müzik hayatları boyunca şehir şehir gezerek, dinleyicileriyle buluşarak onların düşsel yolculuklarına önayak olmaya çalışan ikili ne yazık ki müzik hayatlarına ayrı devam etme kararı almışlardır.

Grup Üyeleri:

Murat Yılmazyıldırım

Murat Çelik

Albümleri:

Düş Sokağı 1993 - Eylül (Piccatura)
Yaşadıkça 1997 - Şubat (EMI)
Üç 1999 - Kasım (EMI)


N.Orkun Çeviker

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...