15 Nisan 2008 Salı

Ansızın

Giderim bir gece ansızın

Dönüp arkama bakmaksızın

Kaç yaşlı göz var saymaksızın

Giderim bir gece ansızın

Bir cevap beklemeksizin

Kaç mutlu yüz var saymaksızın

Giderim bir gece ansızın

Ne olup bittiğini anlamaksızın

Kaç timsah gözyaşı döken var saymaksızın

Giderim bir gece ansızın

Gerçekleri haykırmaksızın

Hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilmeksizin

Sevmediğini görmeksizin

Nasıl olsa hepsi sizin

Alın her şeyi elimden düşünmeksizin

İşte gidiyorum bu gece

Varın eğlencesine olduğu için istediğinizin


N.Orkun Çeviker

13 Nisan 2008 Pazar

Yaprak

Kurumuş bir yaprağım ben
Rüzgarım olmadan kıpırdayamam
Sen olmadan hayal kuramam
Rüzgarına kapılmadan hayat bulamam

Kurumuş bir yaprağım ben
Rüzgarın olmadan toprak üstünde kalamam
Sen olmadan ayaklarımı yerden kesemem
Rüzgarına kapılmadan özgür olamam


N.Orkun Çeviker

7 Nisan 2008 Pazartesi

Son krallık..

Zamanında bir düş yaşanmış gerçekle hayal arasında, güzellede çirkin… Hayatta zıtlığı anlatan ne varsa hepsi bu düşte yerini almış… Sevgi ile nefret, iyi ile kötü ve daha niceleri bu düşü güzel sonlandırmaya çabalamış… Düşün geçtiği topraklar o kadar bereketliymiş ki, bir eken bin elde ediyormuş, toprağı sıksan mutluluk fışkırırcasına bereketliymiş, ağaçlar desen onlarında dallarında çeşit çeşit umutlar sallanırmış, herkes istediği umudu koparır ve yaşarmış… Her şey o kadar tozpembeymiş ki iyi ile kötünün kötüsünün, güzelle çirkinin çirkininin, sevgi ile nefretin nefretinin ve diğer kötülüklerin yapmaya çalıştıkları oyunu fark edemez olmuşlar insanlar… Ta ki o bereketli toprakların, umut ağaçlarının, düş sokaklarının üstünü karanlıklar kaplayıncaya kadar kimse bir şey fark edememiş, ne güzel, ne iyi, ne sevgi… Şehri karanlıklar basıvermiş bir gece güneşi karartıvermişler. Nefretin, kötülüğün, çirkinin gölgesi şehri kapladığında halk isyan etmiş krallığı alaşağı etmişler, kralı ipe geçirmişler, bedeni beyazlayana kadar sallandırmışlar meydanda… Şehirde ne düzen, ne adalet, ne hukuk, ne demokrasi hiçbir şey kalmamış… Şehir talan edilmiş ve terk edilmiş bir gece ansızın, bırakılmış tek başına kralın cesediyle baş başa… Ve kötülükler galip gelmiş, düzeni bozmuşlar kralı öldürtmüşler… Daha önce de başka krallıklara yaptıkları gibi… Ve şehrin üstünden gölgeler çekilmiş gün gelmiş… Geriye ise yıkık harabeler ve kalıntılardan başka bir şey kalmamış… Fakat krallığın bulunduğu o bereketli topraklar tekrar bereketlenmiş kralın gözyaşlarıyla, ne tanrının yağmuru nede seli oraya uğrar olmuş, sadece kralın döktüğü yaşlarla beslenir olmuş topraklar belki de yeni bir medeniyete ev sahipliği yapabilmek için… Şimdi o topraklara gittiğinizde yıkıntıların arasından tüm vadiye yayılan su kaynağını sizde görebilirsiniz ve iliklerinize kadar hissedebilirsiniz…


N.Orkun Çeviker

Rüzgâr

Aradığım sadece bir rüzgâr
Bu rüzgâr ki hayat defterimin,
Tertemiz boş sayfalarını aralasın
Güzel anılarla doldurabilmek için

Aradığım sadece bir rüzgâr
O rüzgâr ki saçlarımı dağıtsın
Alıp götürsün dertlerimi, tasalarımı
Mutluluklar yerleştirebilmek için

Aradığım sadece bir rüzgâr
Alıp götürebilsin beni bu diyardan
Aslında yakınımda olan uzaklara
Bir ekim sabahında uyanabilmek için

Aradığım sadece bir rüzgâr
Kulağıma senin adını fısıldayacak
Bir uğultu gibi kaybolmayacak
Ama sadece bana ait olacak!


N.Orkun Çeviker
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...