7 Nisan 2008 Pazartesi

Son krallık..

Zamanında bir düş yaşanmış gerçekle hayal arasında, güzellede çirkin… Hayatta zıtlığı anlatan ne varsa hepsi bu düşte yerini almış… Sevgi ile nefret, iyi ile kötü ve daha niceleri bu düşü güzel sonlandırmaya çabalamış… Düşün geçtiği topraklar o kadar bereketliymiş ki, bir eken bin elde ediyormuş, toprağı sıksan mutluluk fışkırırcasına bereketliymiş, ağaçlar desen onlarında dallarında çeşit çeşit umutlar sallanırmış, herkes istediği umudu koparır ve yaşarmış… Her şey o kadar tozpembeymiş ki iyi ile kötünün kötüsünün, güzelle çirkinin çirkininin, sevgi ile nefretin nefretinin ve diğer kötülüklerin yapmaya çalıştıkları oyunu fark edemez olmuşlar insanlar… Ta ki o bereketli toprakların, umut ağaçlarının, düş sokaklarının üstünü karanlıklar kaplayıncaya kadar kimse bir şey fark edememiş, ne güzel, ne iyi, ne sevgi… Şehri karanlıklar basıvermiş bir gece güneşi karartıvermişler. Nefretin, kötülüğün, çirkinin gölgesi şehri kapladığında halk isyan etmiş krallığı alaşağı etmişler, kralı ipe geçirmişler, bedeni beyazlayana kadar sallandırmışlar meydanda… Şehirde ne düzen, ne adalet, ne hukuk, ne demokrasi hiçbir şey kalmamış… Şehir talan edilmiş ve terk edilmiş bir gece ansızın, bırakılmış tek başına kralın cesediyle baş başa… Ve kötülükler galip gelmiş, düzeni bozmuşlar kralı öldürtmüşler… Daha önce de başka krallıklara yaptıkları gibi… Ve şehrin üstünden gölgeler çekilmiş gün gelmiş… Geriye ise yıkık harabeler ve kalıntılardan başka bir şey kalmamış… Fakat krallığın bulunduğu o bereketli topraklar tekrar bereketlenmiş kralın gözyaşlarıyla, ne tanrının yağmuru nede seli oraya uğrar olmuş, sadece kralın döktüğü yaşlarla beslenir olmuş topraklar belki de yeni bir medeniyete ev sahipliği yapabilmek için… Şimdi o topraklara gittiğinizde yıkıntıların arasından tüm vadiye yayılan su kaynağını sizde görebilirsiniz ve iliklerinize kadar hissedebilirsiniz…


N.Orkun Çeviker

0 Haykırış :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...