30 Aralık 2009 Çarşamba

Kayıp gittin....neden

Bi gün daha bitti bişey anlamadan
Güneş yine doğdu hayata aldırmadan
Gözlerinde o güneşi gördüğüm sen,
Kayıp gittin avuçlarımdan neden?

Neler yaşadığımı asla bilemezdin
Yanımda olurdun eğer gercekten sevseydin
Ben herşeye göğüs gerip karşıma alırken,
Kayıp gittin avuçlarımdan neden?

Her gece gözlerimden döktüğüm gözyaşıydın
Dokunamadım, istemedim benden kopmasın
Gözlerim dolu şafağı beklerken
Kayıp gittin avuçlarımdan neden?

N.Orkun Çeviker

29 Aralık 2009 Salı

Sona Varış

Hayatın hep bir adım gerisinde olmak
Herkes tarafından mutlu sanılmak
Oysaki mutluluğun bendeki tanımı,
Şu renkli haplardan içtikten sonrası

İstedim herşeyi seninle yaşamak
Keşke olmasaydı sonunda ayrılık
Şu an elimde içkim, bakıyorum kaldımı
Bir şişe daha bitti, henüz göremeden şafağı

N.Orkun Çeviker

22 Kasım 2009 Pazar

Terapi - 1

Sadece sarmak istedi kollarım bedenini, sımsıkı...sonsuza dek... Fakat o kadar çok dikenlendiki bedenin, seni her sarmaya çalışımda daha çok canım yandı, sense bunu göremeyip istedin sadece... Sadece istemekle olmuyormuş güzelim, ben bunu öğrendim, sadece sevmekse filmlerde kalmış be sevgilim... Ne sen bununla yetinebildin ne de ben... Hala sana aitim ben hala sana sarılıyorum düşlerimde, ama buraya kadarmış be sevdiceğim, buraya kadarmış aşk sarhoşluğumuz... Seni uzaktan sevmenin bu kadar zor olacağını bilemezdim, kızma bana... Yanında olabilmeyi okadar isterimki, yanımda olabilmeni, ama olamadık işte... Yalnızlığımla bir başımayım, içimdeki boşluğunla hasret gideriyorum... Kimseyede ihtiyacım yok, herzamanki gibi yine kendimleyim... İlerisini düşünmek dahi itemiyorum, hertürlü karanlığa doğru sürüklenen bir ben görüyorum... Ağlamak istiyorum, o kadar yorgunumki, konuşmaya dahi dermanım yok, çok bitkin düştüm bu hayata, çok yenik düştüm...

N.Orkun Çeviker

30 Eylül 2009 Çarşamba

?

Beni hiç anlamadın ki, belkide hiç sevmedin bile... gün gelip çekip gideceğin o kadar aşikardıki...


........
1. hap, ve düşünmüyorum...
........
2. hap, sebebini anlamadığım bir mutluluk içime yerleşiyor...
........
3. hap, mutluluk sarhoşluğundan yüzüme aptal bir tebessüm yerleşiyor...
........
4. hap, herşeye aptal aptal gülüp eğleniyorum...
........
5. hap, etrafımdaki bu insanlarda nerden çıktı? dur ama hepsi kafa dengiymiş, biranda kanım kaynadı...
........


Bir an düşünmeye başlıyorum; nerdeyim, bu insanlarda kim, kaç tane hap yuttum?

18 Ağustos 2009 Salı

Miss U

"They said you're in love again
And I tried to hide my pain
I was buried in my bed
With your pictures in my head..."

Blackfield

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Yorumsuz...

Bu sen olmak zorunda değildin, böyle birine dönüşmek zorunda değildin.. Benim aşık olduğum kadın bu değildi, ömrümü adadığım kişi bu değildi...

• Evet yalandı tabiki İnanma aq Bananeee çok si*imde Yani sana bişi sölicem Ben hayatında görüp göremiceğin bi insanım tamam mı kendimi övmek gibi algılama sonraki ilişkilerinde görüceksn bunu hatırlarsn dediklerimşi çok aricaksn beni garanti veriyrm ama snnle barışırsam en adiyim tamam mı bi defteri kapattımmı tam kapatırırm kapatmaya karar verdmmi iş bitmiştr ben elimden geleni yaptığımı düşnüyorm

• emin ol bundan sonra bulacdagım kımse kendını ifşa eden biri olmayacak

• seni geri kazanmak için dahada bişi yapmicam si*tir o zaman defol bul kendine birilerini hadi defol!'

• si*tiriyorum mrak etme

• evet si*tir pislik defol adisin sen tamam mı ADİNİN TEKİSİN KENDİNDE BİLİYOSUN ADİ OLDUĞUNU

• haltları sen ye affetmeyinc bn kufuru yıyorum dimi

• AHAHAHA AFFETMEYİNCn SEN KMSNKİ LAN KM KMİ AFFEDİYO AQ SEN KİMSİN? AQ HALTLARI KENDİN YEDİN YALANLAr söyledin hay si*iym seni e mi SONRA BEN AFFEDİKLCEKMİŞM YAHI DEFOL DEFFFFOOOOL BİDAHADA KARŞIMA ÇKMA Sİ*İMDE DĞLSN TAMAM MI SAKIN GELMEYE DE

• ne kadar terbiyesiz ve çirkef oluyorsun inanamıyorum, bırak bendeki seni dahada kirletmeden, hoşçakal

• KALKMA YALVARMAK İÇİN UMRUMDA DĞLSN AHAHAH

14 Temmuz 2009 Salı

Avucumda bir demet hayalkırıklığı

Yazık, gerçekten yazık... Bir insan bütün bunları yaparken, seni beni tanıyanların, 3. şahısların gözünde ne duruma düşeceğini hiçmi düşünmez. Yüce rabbim akıl vermiş düşünebilelim diye, göz vermiş görebilelim diye, kulak vermiş duyabilelim diye, ve herşeyden öte kalp vermiş hissedebilelim diye... Oynadığın oyunda sana eşlik edenlere biçtiğin rolü kafana göre değiştiriyorsun, dün sevgilin olan bugün sadece fotoğraf olmuş oyununda, neden? Her ne amaçla yapıyorsan işe yaramadığı için mi, yada şu anki konumunu o anki durumun devam etmesi durumunda olabileceklere yeğlediğin içinmi? Cevabı ikimizde çok iyi biliyoruz. Yaptıkların o kadar komikki, cidden bazılarını gülüyorum. Hiçbiri umrumda değil diyerek yalan söylemiyecem. Evet umurumda! Sana 13 ayımı adadım, ve bu ilişkinin sonunda büründüğün rol gerçekten koca bir hayal kırıklığı. Benim tanıdığım sen bu değildi, belki senin tanıdığın bende şimdiki ben değilimdir. Ama bilemiyorum... Şu an için tek bildiğim, tek kıyaslayabildiğim birşey var, oda benim yerimde olman durumunda sadece hissettiklerimi anlayabilecek olman, gördüklerimi görebilecek olman! Bugüne kadar çok şükür kimseye ne kin besledim, ne nefret ettim. Hepsi unutulup gidiyor, kum saatinin dolan kısmında boğuluyor, eriyor, bitiyor... Geçen onca zamanın adından o kadar şey kaldı ki geriye, yeri geldi yanına gelemedim paragöz oldum, karı parası yemeye çalışan p.ç oldum ve bu ifadeni tüm arkadaşlarına dikte ettin, yeri geldi söylediğin saçmalığa, saçmalık dedim ve sonunda benim dediğim gibi gelişti, ama ben adi, şerefsiz pisliğin teki oldum, yeri geldi senin deyiminle yetersiz oldum, gün geldi kişiliksiz, cesaretsiz, erkek müsvettesi, kendi başına karar alamayan biri oldum, sonra başka bir gün geldi erkekliğime laf ettin... Hepsini yuttum, bugüne kadar inandırdığını düşündüğün yalanların gibi bunlarıda yuttum, ama olmadı yetersizim ya, yetemedim yada herdefasında daha fazlasını istedin, bilmiyorum. Bu bir sitem mektubu değil, nede içimde birikenleri kusacağım bir yazı! Sadece anlatmak istediğim, beni hiç anlamadığın, hiç kulak vermediğin, yada ben kendimi ifade edememişimdir, bilmiyorum... Her ne ise gerçek olan, sonuç olarak bildiğin tanıdığın Orkun aslında göründüğünden daha yaralı, daha hassas, daha kırılgandı. Sessiz gözyaşlarıma sırt çevirdiğin her gecenin sabahında sen yeni bir güne uyandın, bense gözlerimdeki biriken yorgunluğu, ruhumdakilerle atmaya çalıştım.

Adsız Özlem

Gerçekler nerde, hüzünler çoğalmış..
Aşk için kurduğum düşlerin yerini,
Kocaman yanılgılar almış.

Geriye dönemem, ölümden beterdir yenilgiler.
Gözyaşlarım birer birer, uykularımda toplanmış.

Gece oldu, sözüm bitti, uykum geldi, yatağım boş, üşüyorum, nerdesin?
Tükendim artık, sen yoktun, hiç olmadın, ben ağladım, sen güldün, nerdeyim?

Sevgiler nerde, gerçekler yalanmış.
Aşk için kurduğum düşlerin yerini,
Kocaman yanılgılar almış.

Günleri geçiremem, kalbimden düşer sevişmeler.
Gidişlerim birer birer, özleminde çoğalır.

Gece oldu, sözüm bitti, uykum geldi, yatağım boş, üşüyorum, nerdesin?
Tükendim artık, sen yoktun, hiç olmadın, ben ağladım, sen güldün, nerdeyim?

Söz-Müzik: Murat Yılmazyıldırım


N.Orkun Çeviker

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Yavaşça..

Ağla,

Kapa gözlerini yavaşça

Öl,

Gel benimle gölgelerime

--

Hatırlamıyor musun?

O son veda demeden gidişini

Hissedebiliyor musun?

Bende eksilen hayat sevincini

--

Yan,

Belki doğarsın küllerinden

Yaşa,

Bulduğun zaman benim gibisini

--

Görebiliyor musun?

Sende olmayan geleceğimi

İnanabiliyor musun?

Bulabileceğine bende giden seni



N.Orkun Çeviker

Ruh Kanseri

Nazan Arda geçen hafta 55 yaşında öldü. Göğüs kanseriydi.
Ameliyat için gittiği Amerika'da bir göğsü alınmıştı.

Döndükten 11 yıl sonra beyin kanaması geçirdi.

Beyninde de tümör vardı. Peş peşe geçirdiği iki ameliyatın ardından komaya girdi ve kurtarılamadı.

Gazetedeki fotoğrafında, elinde bir ayıcıkla gülümsüyordu.

"Ayıcık", kendisi 4 yaşındayken vefat eden annesinin armağanıydı.

Arda, oyuncak ayısını 51 yıl boyunca hiç yanından ayırmamıştı.

Karacaahmet'e gömülürken, ayıcığını da yanında toprağa verdiler.

* * *

Burada Arda'yı anmamın nedeni, 11 yıl önce Amerika'ya ameliyata giderken yazıp eşine bıraktığı ölüm ilanı...

Ecel, beklediğinden geç gelmiş, ama boşandığı eşi vasiyete uyup kendi kaleminden vefat ilanını gazetelere vermiş.

İlan şöyle:

"Şu anda Tanrı'ya teslim etmiş olduğum ruhumu, ömrümce tüm sevdiklerim için mükemmeliyetçilik adına çok hırpaladım.

Kendimi sevecek ve özgürlük tanıyacak vaktim olmadı.

Bilmem o çok uğraş verdiğim 'özel biri' olabildim mi?

Rahatsızlık vermekten her zaman çekindiğim sizleri bugün (..) beni uğurlamanız için bekliyor, hepinizi çok seviyorum."

İlanın köşesinde küçücük bir fotoğraf var:

Nazan Arda'nın ayıcığının fotoğrafı...

* * *

Metni okuyunca bunun bir vefat ilanından çok pişmanlık beyanı olduğunu düşündüm.

Başkalarını mutlu edebilmek uğruna kendinden vazgeçmiş, "rahatsızlık veririm" kaygısıyla benliğini tarumar etmiş, ruhunu doyasıya salıveremeden can vermiş "mükemmeliyetçiler" için kaleme alınmış bir ağıttı bu...

Nazan Arda, uğruna bir ömür adadıklarından, belki de ilk -ve son- kez bir "rahatsızlık" rica edip cenazesine çağırıyordu.

Törene kaç kişi gitti bilmiyorum; ama ilanı verenin, "boşandığı eşi" olması, o çok uğraş verdiği "özel biri" olup olamadığı sorusunu yanıtlıyordu.

Başkalarını seveyim derken, kendini sevecek vakti bulamamıştı. Son yolculuğunda yanında sadece vefakar ayıcığı vardı.

* * *

Arda'nın fizyolojik hastalığına olduğu kadar psikolojik rahatsızlığına da teşhisi Jean Baudrillard koyuyor: ("Tam Ekran", YKY, 2002, s.10)

Fransız felsefeciye göre, vücudumuzdan bütün biyolojik düşmanları, mikropları, parazitleri atarsak nasıl savunma sistemi bozulan bedende hücreler birbirini kemirmeye başlar ve kanser tehlikesi doğarsa, ruhta da aynı şey oluyor:

"Sürekli pozitif olacağım" diye eleştirel öğeleri benliğinden uzak tutan, negatif duyguları dışlayan her ruhsal yapı, kendi kendini yiyerek felakete sürükleniyor.

Eleştirel düşünce ise, krizi damıtma yeteneği sayesinde bu felaketi önlüyor.

* * *

Benim yukarıdaki ilandan öğrendiğim şu:

Bütün varoluşunu "Beni beğenecekler mi?", "Beni seviyor mu?", "Rahatsız eder miyim?" kaygısı üzerine kuruyorsan, bil ki sonun hüsran...

Bir küçük serzeniş, sıradan bir tenkit ya da kadirbilmezlik, acılar pahasına kurduğun o "mükemmel kale"yi yerle bir edebilir.

Ölüm ilanını kaleme alacağına azat et kendini...

Seni, sen diye kabul edip sevecekleri sev.

Eleştir, ki onun için "özel biri" olabilesin.

Kendini, kendine beğendir herkesten önce... Kimseye beğendirmek için de kendinden vazgeçme.

Acıyı göze al, çünkü Dostoyevski'nin dediği gibi, "İnsanın ruhunu yücelten bir acı, ucuz bir mutluluktan evladır."



Can Dündar

13 Nisan 2009 Pazartesi

nerde kalmıştık?

sanki bir başkasının oyunundayım, bir başkasının mutlulukları, bir başkasının görünen maskesi… içinde ben olmayan yaşadığım hikaye, içinde ben olmayan mutluluklar… her geçen gün her şeyimi kaybediyorum, artık yazamıyorum da, ifade edemiyorum, yazıya dökemiyorum hislerimi, kimseye dökemediğim gibi… korkum, kontrolümü kaybedecek olmam, sonumu biliyorum…

aslında sen hiç benim olmadınki…



N.Orkun Çeviker
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...