22 Eylül 2010 Çarşamba

Eylül (2)

Eylül ayı... Ne enteresan bir aydır, biranda gelir biranda geçer... Ne olup bittiğini anlamazsın bile... İçinde bulunduğu mevsimi öyle güzel anlatır ki; sonbahar... Diğer sonbahar aylarına benzemez, 'son'baharın habercisidir, ilk o an anlarsınız, bir baharın daha sona ereceğini, ilk o size haber verir, olayın şokunu atlatamamışsınızdır, ve bir bakmışsınız ki ekim oluvermiş... İşte bu yüzdendir eylül'ün bir çırpıda geçip gitmesi. Eylül'dür aslında hayalkırıklıklarınızın baş mimarı, yapıtının taşları ise her bir hayaliniz... Ne eylüller geçer insanın ömrü hayatı boyunca, her birinde kasırgaların peşi sıra koskocaman hayal kırıklıkları bırakır arkasında. Eylül ayı bir o kadar sevimsiz gelmesine rağmen, en yakın arkadaşlarımın çoğu bu sevimsiz ay içerisinde gözlerini bu dünyaya açmışlardır. Ortada ki ironiyi henüz bende çözebilmiş değilim, açıkçası çözmeye de meraklı olduğum söylenemez... Sevemedim seni be eylül... Senin de beni sevdiğin söylenemez... Neyse ki 1 hafta sonra, uzunca bir süre kendisiyle muhatap olmayacağım...

N.Orkun Çeviker

0 Haykırış :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...