14 Ocak 2011 Cuma

Titre ve Kendine Gel!

Titremek çare değil ey zat!

Çekmişim üzerime yorganı kat ve kat!

Dediler ki hayallerin işe yaramaz, sat!

Ve sonunda işte oldum şah mat!



Nevzat Orkun Çeviker

7 Ocak 2011 Cuma

Sanmak

Hani dersin ya,
Ben canını yakmadım,
Sen canını yaktığımı sandın diye.
Unutma ki güzelim,
Bir şey yüreğini yaralamadan canın yanmaz,
Sen yüreğini ortaya koymuşken,
Biri üstüne basıp geçmeden canın yanmaz,
Hepsinden öte,
Canın yanarsa hissedersin en derinden.
Yani kısaca canının yandığını sanmazsın,
Sadece hissettiğin için canın yanar.
Ama sana neyi sanacağını söyleyeyim.
Karşındakinin hal ve tavırlarına aldanıp,
Sevildiğini sanırsın.
Yalandan gülüşlerine yanıp,
Sevildiğini sanırsın.
İşte sanmak böyle birşeydir,
Ve sanışların sebep olur canının yanışına,
Canının yanışı sebep olur yaşamdan kopuşuna.
O yüzden bari sandın deme bana,

Sanmadım...

Hissettim iliklerime kadar...

Nevzat Orkun Çeviker

Bozuk Zaman

Günler o kadar çabuk geçiyor ki, bir taraftan da bir o kadar yavaş. Sanırım zamanın bu akış hızı en son olmasını istediğim şekilde. Ne acılarımı unutturacak kadar hızlı, ne de doğru kararları verebileceğim kadar yavaş. Öyle bir akıyor ki, daha neyin ne olduğunu, niye olduğunu kavrayamadan, her şey bir sonuca varmış ve tüm olup bitenlerden zararlı çıkan yine ben olmuşum. Oysa o kadar çok isterdim ki yaşamın sonuna bir celsede varabilmeyi, tek celsede kefene girebilmeyi. Ya da her şeyin yerçekimsiz bir ortamdaymışçasına olabildiğine yavaş gerçekleşmesini... Tüm bunları düşündükçe, zamanın bu akış hızına adapte olamayışımın farkına vardıkça bu dünya için, bu zaman için yaratılmadığımı düşünüyorum, ya da kendimi adapte edemiyorum. Ve bu edilgenlikten olan uzaklığım da yok oluşumu hazırlıyor, her geçen gün daha da zayıflıyorum, daha da yenik düşüyorum hayata ve daha çok canımı yakıyor kan isteyen bedenler. Yok oluşumu yeni bir başlangıç olarak düşünmem sanırsam tek optimist düşüm. Şu hayat sahnesinden bir figüranlık rolü dahi kapamadan gidiyorum. Hayata, insanlara ve hepsinden öte kendime bir şey katamadan çekip gitsem kime ne gibi bir eksiklik hissettiririm ki? İşte cesaretimin asıl ve baki kaynağı burada yatıyor. Bu kesinlikle kolaya kaçmak değil, aksine kolayı yapmakta zorlanıp, daha zor olana cesaret edip, yeltenmek. Bir protesto da diyebiliriz buna. Bu şekilde var olmak istemiyorum. Keşke insanlar ruh yaşlarına göre bu dünyadan göçebilselerdi, toprağa defnedilselerdi bedenlerinin genç ve pürüzsüz görünüşlerine aldırmadan. Keşke diğer insanların da görebildiği ruhlarımız olsaydı. Oysa ki ben, aynaya baktığımda tek görebildiğim, insanların bende gördüğü genç bedenin aksine, yaşlanmış ruhum. Yorgun ve bitap düşmüş bir şekilde günbegün nasıl eridiğimi takip etmek, ne kadar zor bilir misiniz? Taşıyamıyor artık bedenimi, 20, belkide 30 yaş genç geliyor bedenim ruhuma. İnsanların fiziki durumuma bakıpta bir şeyler beklemesinden nefret ediyorum, halbuki göremedikleri bir ben var, ve o göremedikleri Orkun, beklentilerinizi karşılayamayacak kadar yorgun ve tek dileği çekip gidebilmek, sorgusuz, sualsiz.

Nevzat Orkun Çeviker
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...