3 Şubat 2011 Perşembe

Terapi - 4

Küçük bir çocuk gibi hala duygularım. Küçük bir çocuğun ki kadar kırılgan, küçük bir çocuğun ki kadar saf ve masum… Yüreğim büyümeyi reddeder gibi bunca yıl o masumluğunu korumuşken hala insanların çıkıp bu kadar acımasız davranışının sebebi ne olabilir ki? Neden eski acı tecrübelerinin sonuçlarını bana yansıtmak zorundalar ki, neden sadece bir şans vermezler ki? Saf ve bir o kadar derin olan duygularımı tüm samimiyetimle kendilerine açarken neden bencil davranışlar ile karşı karşıya kalmak zorunda kalıyorum ki? Tüm bu çakışmaların çetelesini neden hep ben çekmek zorunda kalıyorum ki? Anılarla mücadele edip, uyandıktan sonra kâbusa dönüşen rüyalarla cebelleşmek zorunda kalıyorum ki? Uzmanlar kurtuluş yolu olarak sebeplerini yok etmek gerektiğini söylüyorlar. Sebep bitmiyorken hangi birinden nasıl kurtulacam ki. Yüreğime kilit mi vurmam gerekiyor? Mümkün olsa şimdiye çoktan üzerine beton atmıştım. Yüreğime söz dinletemiyorken nasıl olurda sebepleri yok edebileceğimi düşünüyorlar. Tüm olanlara rağmen masumiyetimi kirletip, gördüğüm muameleyi uygulayamıyorum bile. Herşeye rağmen özlüyorum işte… Oturmuşum pencerenin kenarında, geçen arabaları izlerken, kendimi kaldırımdan geçen insanların yüzlerinde, kıyafetlerinde seni ararken buluyorum. Boynuna sarılmayı özlüyorum, tavla oynarken kırılan her pulunda yaşadığın o sevimli sinirlenişlerini özlüyorum, koluma girdiğinde yüreğimde oluşan kıpırdanışı özlüyorum, yüzündeki o tatlı tebessümü özlüyorum. Kısaca seni sen, beni ben yapan bir seni özlüyorum.

Nevzat Orkun Çeviker

2 Haykırış :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...