5 Mayıs 2011 Perşembe

Önsezi

Eskiden beni heyecanlandıran durumlarda mutlaka bir şekilde hayal kırıklığına uğrar, canım yanardı. Zaman geçti, canım daha fazla yandı. Canım yandıkça sezgim kuvvetlendi, artık heyecana kapılmıyorum öyle hemen, dolayısıyla da hayal kırıklığına uğramıyorum. Daha serinkanlıyım, bir şekilde hissediyorum olayların nereye nasıl varacağını, bu güzel bir şey, kendime karşılığı olmayan hayaller bahşetmiyorum fakat bu seferde o sonunu kestirdiğim olayların ‘son’ları üzüyor beni, yakıyor canımı en başından. Şimdi o eski şapşal saf âşık hallerimi arar oluyorum, en azından o şapşallığın getirdiği heyecan vardı, kısada sürse mutluluğu vardı. 
Şimdi daha gerçekçiyim, öyle bulutların üzerinde falan gezinmiyorum fakat daha mutsuzum.

Nevzat Orkun Çeviker

3 Mayıs 2011 Salı

Silüet


Düşünü kurduğum bir sendin, herhangi bir isim takmadığım, herhangi bir yüz çizmediğim bir sendin… Sadece var olacak bir sen diledim, varlığıyla şu naçizane ruhumu okşayacak, saçlarıma dokunacak, ısıtacak bir sen… Yanıma uzanıp birlikte hülyalı düşlere yelken açacağım bir sen... Akşam yemeğimizi yedikten sonra, zamana aldırmadan bize ayırabileceğimiz şekerleme vaktimizin olacağı bir sen… Birbirimizin yaptığı aptallıklara katılarak güleceğimiz bir sen… Gözlerinin içerisinde kendimi yitireceğim, varlığıyla yanımda oluşuyla yeten bir sen…

‘Sen’din tüm düşlerim, ‘sen’din tüm geleceğim, ‘sen’din yaşama tutunduğum amacım, gayem…

Ve uyandım uykumdan, varlığına inandığım sen, eskiz kağıdına karalanmış bir silüetten ibaretmiş. Ve her şey yine başa döndü…

Nevzat Orkun Çeviker
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...