27 Aralık 2011 Salı

Öznesini yitirmiş u/mutsuz cümle




Bana mutsuzluğu tanımlaya bilir misin diye sorsalar, nerden başlayacağımı bilemezdim. Hayatımda o kadar çok mutsuzluk tanımı var ki. İnatlaşırcasına hayatın kötüye gitmesi, kurduğum düşlerin bile umudu yok, umutlarım dahi umutsuz bir şekilde kalakalmış ortalıkta, bir sahip çıkan yok. Sahip çıkarmışçasına yanaşanlar, biranda o umutların öznesi olanlar, sonra hiçbirşey olmamış gibi çekip gidenler. Oysa ki o kadar kolay ki umutlarıma özne olmak, sadece kendilerini sevilmeye bırakmak yapmaları gereken, ne bir güzel söz ne bir dokunuş beni mutlu edecek. Sadece sevmek, sevmek, sevdiğini mutlu etmek. Onun mutluluğunun yansımasını, ışıldayan gözlerinde görebilmekti benim u/mutluluğum. İsterdim ki ayalarımla ısıtayım soğukta titreyen ellerini, soluklaşan yanaklarını. Dokunayım saçlarına, sımsıkı sarayim bedenini.

Çok yorgunum, seni beklemekten, sana umutlanmaktan, geleceğini umduğum  güne geri saymaktan. Şikayetim bana baki bir mutluluk bahşetmeyen bu hayata. Bıktım artık göçebe insanlardan, yüreğime dokunup sonra çekip gidenlerden. Hayatıma bana sormadan girip, sonrada kendi çıkarı uğruna yine bana sormadan ansızın gitmeye hakkınız yok. Beni ilgilendiren mevzularda beni safdışı bırakamazsınız. Bu kadar kolay giremezsiniz hayatıma. Hiçbirine hakkınız yok. Hele ki u/mutsuzluklarıma beden olmaya hiç hakkınız yok!

Nevzat Orkun Çeviker







5 Haykırış :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...