22 Kasım 2012 Perşembe

Korkuyorum /// I'm Terrified



Aylardan ekim ve soğuk bir akşamdı, masal böyle başlamıştı. Sözlerin kifayetsiz kaldığı anlar olur ya hani, buda onlardan biriydi. Cebimde beş kuruş yoktu belki ama yüreğim o soğuk gecede o kadar sıcak ve sen'le doluydu ki, kollarımda kavradığım bedenin sahip olup olabileceğim en değerli şey idi. Parmaklarımı parmaklarına dolarken ki heyecanım hala dün gibi, tereddüt ile yaklaşan ellerim, karşı koyulmadığını hisseder hissetmez nasılda dolanmıştı parmaklarının arasına. Derin bir nefes eşliğinde çenemi boynunla omuzun arasına sokuşturuşum ve ciğerlerimi sen ile doldurduğum o an, işte o anı dondurmak isterdim. Anılar bir yana, kokunu bile gözlerimi kapatmama rağmen duyabileceğimi tahmin bile edemezdim. Belki de şu an imkansızı başarıyorumdur, nedersin? Alıp verdiğim her nefes sen idin, katıksız bir sen beden buluyordu ciğerlerimde, hafızamda... Asla bilemeyeceğin, tahminlerinin çok uzaklarında kalacak bir düş gibi. O güne o kadar sahip çıkmıştım ki, peşi sıra hayatımdan yavaşça çekip gidişin belki de bu yüzdendi. Asla bilemeyeceğim bana olan hislerini, sonsuza kadar bir sırmışçasına kaybolup gidecek zamanın tozlu sayfalarında. Gün oldu da demiştin artık anlıyorum seni diye, emin ol anladığın kısmı, anlatamadıklarımın yanında o kadar küçüktü ki, yüreğim yetmedi söze devam etmeye. Sustum. Hayatında bir dönüm noktası olamadım, hatta bırak dönüm noktasını, ilerde hatırlayabileceğin bir başlık dahi açamadım hayatında. Ben ise seni sadece üç kelime ile anacağım zamanı geldikçe; 'Aşık olduğum kadın.' Aslında suçlamıyorum seni, bendim bir şekilde bütün bunlara neden olan, tutamadım seni avuçlarımın arasında, kayıp gittin umarsızca... Mücadele ettikçe daha da uzaklaştın, daha da koptun benden. Hakettim belki de bu sonu, rüyalarımda gördüğüm şeydi belki de bütün bunların sebebi; 'seni haketmiyor' oluşum. Belki de tabloya dışarıdan bakamadım hiçbir zaman, ama yine de çok sevdim seni, ilk günkü heyecanımla yaşıyorum hala, umursanmayışımı bilerek. Ve en büyük pişmanlığım oldu o gece içimi dolduran sen'e seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyemeyişim, ne büyük aptalmışım meğersem. Hayat gerçekten çok acımasız, o fırsatı bir daha asla elde edemedim, hikayemiz o gece son buldu. Ve şu an düşlediğim herşeyin bir düşten öteye geçemeyeceğini bilerek yazıyorum bunları. Benle birlikte sessizliğe gömülecek olan düşler.

081010
Nevzat Orkun Çeviker

4 Kasım 2012 Pazar

Kayboluş


Özlüyorum senle hayata karşı attığımız umarsızca kahkahaları.  Zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık, hayatın bizi devirmeye çalışmasına karşın eğlenmeyi başarabiliyorduk. Umursardık birbirimizi, değer verirdik, sakınırdık gözümüzden bile. Konuşmalarımız, gülümseyişlerimiz... Kaybolurdum bir tebessümünde dahi... Gözlerinden yayılan ışıltıda kamaşan gözlerim vardı. Hani küçükken gözlerin yumulu halde güvendiğin aile şefkati gibi, kaybolurdum sende nereye olduğunu umursamadan. İnanırdım, güvenirdim. Ya şimdi? Kayboldum götürdüğün derinliklerde bir başıma, korkuyorum, tamamıyla kaybettim kontrolümü. Herşeyi batırmış gibi kayboldum labirentinde, bulamıyorum senle bulanmış bu duygulardan nasıl çıkacağımı. Kazandığım her güzellik için hayatın bana bahşettiği bu kaybedişe anlam veremiyorum. Yoruldum çok. Dizlerimin üzerine yığılıyorum bir son olmasını ümit ederek. Umursanmıyorum, kaile alınmıyorum, varlığımdan şüphe duyuyorum an itibariyle. Bir düşmüydüm yoksa kabus mu? Bilmiyorum... Bekliyorum hayatla yüzleşmeyi, bekliyorum yapacağım hamlenin geleceği zamanı. Kaybettim. Ve hayata tutunabilmek için hiç jeton kalmadı ceplerimde.

Nevzat Orkun Çeviker

2 Kasım 2012 Cuma

Pes Ediş


Vazgeçiyorum  hayat, vazgeçiyorum senden. Mücadele etmekten, koşturmaktan, düşmekten... Feragat ediyorum yaşama hakkımdan. Uzanıyorum yatağıma, boş gözlerle, boş düşüncelerle tavanı izlemeye koyulurum şu an.  Düşünmekten alıkoyuyorum kendimi. Sürekli verdiğim kararlardan, attığım adımlardan pişman eden bir hayat ile boğuşacak ne gücüm kaldı ne takatim, bittim tükendim, tüketti beni umarsızca.  Sonu gelmeyen bu mücadeleye dayanmıyor artık bünyem. Hiç sonuç alamadığım bir savaşı daha fazla sürdürmemin ne anlamı olabilir ki? Baksana  ne yapsam yaranamıyorum hayata ki, beni güzelliklerinden mahrum bırakmaya ant içmiş gibi başımda nöbet tutuyor. Günahlar dökülüyor sanki perdesi yarım örtülü yüreğimden, yoksa bu ebediymişçesine kıvrandıran acının başka bir açıklaması olamaz. Çekiliyorum köşeme, kendimi zamanın kollarına salıyorum, küflenip çürüyeceğim günü beklemek adına.

Nevzat Orkun Çeviker

14 Ağustos 2012 Salı

Zoraki Tavırlar

Zoraki tavırlar, belki de en nefret edilesi olanlar. Belli bir amaç güderek veya farketmeksizin sadece kendini 'ben iyi biriyim' yalanına inandırmak için zoraki sordukları sualler, yaptıkları eylemler. Tüm bu anlamsızlıklarına karşın yüzlerinde oluşan o zoraki gülümsemelere tükürmemek için kendimi tutmam. Bırakın tükürmeyi, şu yazıyı görürlerde belki alınırlardan öteye gidemeyen cevabım. Kaybettiğim noktalardan biri de bu.

Nevzat Orkun Çeviker

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Adsız


İnsan düşünceli olmaya görsün, canına kıyarken bile başkalarını düşünüyor. Herşeyden vazgeçip o noktaya gelmişsin, ama hala yok o ne düşünür, yok bu çok üzülür. Ölürken bile bağımsız olamıyorsun. İşte bu kadar da zayıf bir karakter örneği oluşturuyorum. Bugüne kadar her hareketimde her davranışımda başkalarının tepkisini, düşüncesini gözeterek yaşamışım, hep başkaları için yaşamışım. Ve o başkaları hep ikinci plana atmış beni, 'o olmazsa o olur' kalıbında ki ikinci o'yu rol olarak biçmiş herkes. Görünüşte aynıydık belki ama üzerlerimize biçilen anlamlar hep farklıydı. Onları teselli eden ise görünüşümüzdeki bu benzerlikler olmuş hep.

Nevzat Orkun Çeviker

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Zaman Aşımı

...
Bir kenarda bekle dedi.
Ben bekledim, o gelmedi.
Bekledikçe zaman aldı başını gitti.
Zaman aşımına uğradım belki de.
En sonunda unutmuştu,
Ne için 'bekle' dediğini dahi.
...

Nevzat Orkun Çeviker

17 Mayıs 2012 Perşembe

Herşey geçer, hayat kalır...


Daha önce bahsetmiş miydim hiç bilmiyorum ama bu zamana kadar su yüzüne çıkarmak istemediğim birşey varmış bildiğim. Oda ne kadar salak olduğum, gerçekten şaka falan değil yada bir iğneleme veyahut birilerine veya bir yerlere bir mesaj verme kaygısında değilim. Sadece bir başıma ben ve benim akıl almaz, son bulmaz salaklığım. Beni yiyip bitiren de aslında bu huyum, kimseden çekmedim kendimden çektiğim kadar. Bu salaklıkla nereye kadar nasıl varır, meçhul bir durum doğrusu. Uzun lafın kısası, neyse boşverin, zaten cümleye dökmekte dahi zorlanıyorum.

Demeyim diyorum ama yine ben ve değişmeyen 'Birgün...' ile başlayan o sonu uçsuz bucaksız olan cümlelerimden birini sarf etmekten alıkoyamıyorum kendimi. Herşey geçer, hayat kalır...

N.Orkun Çeviker

5 Nisan 2012 Perşembe

Alabora


Kimsenin demesine lüzum yok, biliyorum hayata karşı olan haddimi. Biliyorum bilinç altımdan aslında; arzularıma ne kadar tamah etsem de, neler alabilecek olduklarımı. Ama yine de bu bilmemezlikten gelmeyi yeğledim gerçeği insanlardan direk duymak üzüyor beni. En acı veren şey ise, asla hayatına dahil olmayacak şeyleri aklından çıkaramaman, zaman zaman kokusunu burnunda duyman, sesini kulağında... Ve şimdi yine yeniden, duygularımın alabora olacağı gerçeğini hazmederek salıyorum açık denize onları. Alabileceğim tek şeyin biraz heyecan olduğunun farkında olarak...

Nevzat Orkun Çeviker

15 Mart 2012 Perşembe

Suçlu Kim?

Nefretim bana onu hatırlatan,
Soğuk geçen her geceyi olduran,
Bu hayatı yaşamaya mahkum kılan,
Garezin mi var bana, söyle ey yaradan!

Nevzat Orkun Çeviker

12 Mart 2012 Pazartesi

Yalnızlık


Şu olduğuna inanmaya çabaladığım gerekli hayatımda yaşadığım gereksiz yalnızlıklar. Ne zaman peşimi bırakacaksınız bilemiyorum. Ömür kısa; ve siz hala peşime takılmış geliyorsunuz. Çağıran mı var. Veya sizi isteyen. Siz yokken nede mutluydum oysaki. Sessiz ve bir o kadar da dingin. Şimdi 'herşey yolunda gidiyor'a kendimi ve insanları inandırabilmek adına kahkahalı alıntılarda geziniyorum. Diğerleri bir haber ama ne kadarda yapmacık olduğunun yarattığı huzursuzlukla yaşamanın sıkıntısı da ayrı bir külfet oluyor omuzlarıma. Tüm bu yükü taşımaya mecali kalmayan bedenim, yenik düşüyor yalnızlıklarıma...

Nevzat Orkun Çeviker

5 Ocak 2012 Perşembe

Kısa bir ara


...
+Uyuyamıyorum geceleri, düşünceler kemiriyor beynimi.
-Niye oğlum? Bu kadar kafanı taktığın şey ne? Okul yüzünden bu kadar sıkma canını, böyle yaptıkça işini daha da zorlaştırıyorsun.
+Okul değil ki hepsi.
-Neye sıkıyorsun başka, değmez hiç birşey için bu kadar kafanı takmaya.
+Elimde olmuyor ki, uyuyamıyorum, düşüncelerden alıkoyamıyorum kendimi.
-Niye yazık ediyorsun kendine oğlum, değer mi hiç bütün bunlara? Herşey gelip geçici, sen biran evvel şu okul sorumluluğundan kurtulup mezun olmaya bakacaksın. Başka dediğin ne ki? Neye takıyorsun kafanı bu kadar?
+Terk edilişlerim anne, terk edilişlerim beni mahveden...
-...

1 Ocak 2012 Pazar

Üç Günlük Sevgilim


Tüm dert tasa, olsun hepsi benim,
Gün ışığını teninde görmekti tek isteğim.
Bu kadar çabuk gideceğini bilemedim,
Sen benim üç günlük sevgilim.

Yeni yılda şahane olsa dahi halim,
Sen olmadıktan sonra para pulu neyleyim.
Oysa ki seninle olan bir gelecek düşledim,
Sen benim üç günlük sevgilim.

Nevzat Orkun Çeviker
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...