21 Mayıs 2013 Salı

1017 - Kedi ve Biblo

Kedinin cazibesine karşı koymaya çalışan bir biblo gibi, duygularıma kem vurup bekliyordum. Bir işe yarayacağını ümit ederek erittim akıp giden zamanı. Sonunda bu umursamaz tavırlarım ilgisini çekebilmişti kedinin. O andan itibaren sağlı sollu pati darbelerine karşı koymaya çalışan ben, dayanma gücümü yitirdiğim an büyük bir hızla kedinin üzerine doğru devriliverdim. Daha yere çarpıp tuz buz olamadansa, kedi dört nala kayıverdi gölgemin hızla büyüyen heybeti altından. Bense kaçınılmaz sonumla kalıverdim yine baş başa. Yine paramparça olmuştum. Kedinin ise, her gün oynadığı sıradan bir oyunuydum sadece. 

Söylesenize o biblo bendim de, ya o kedi kimdi?

Nevzat Orkun Çeviker

17 Mayıs 2013 Cuma

1013 - Sayıyla bağımsız yazı

Şu yazdığım satırlar acaba kaç kişiye ulaşıyor. Kendimi ifade etmekte tıkandığım noktalarda bir parça da olsa içimdekileri anlatabildiğim şu sayfaya kaç kişi giriyordur acaba? Hele ki o kişilerden kaçının benle yüz yüze karşılaşma ihtimali vardır da, 'Ya geçen sayfanda yazdıklarını okudumda endişelendim vs vs' gibi cümleler kurabilsin. Aslında birilerinin tesellisine ihtiyacım yok, buraya yazdıklarımda dikkat çekmek amaçlı falan değil. 
Sadece bir nebze de olsa içimi ferahlatabilmek istediğim anlarda, yazmaya cesaret edebildiğim zamanlar bu mısralar sıralanıyor bu sayfada.

Neyse asıl konuşmak istediğim, kendimden haz etmeyişim. Kendime değer vermeyişim. Tüm olan biteni kabullenip köşeme çekildim, sonsuz bir bekleyişe geçtim resmen. İhtiyacım olduğu halde birşeyi alırken kendimi ona değer görmüyorum. Hep fazla geliyor herşey. Hatta şu aldığım nefes dahi boşa, hiçbir amacı yok. Ne diye beni hayatta tutuyorsa. Aynaya her baktığımda kendi suratıma küfrediyorum, artık sıradan bir hale geldi bu. Bir alışkanlık gibi, gayri ihtiyarı bir küfür savruluyor dudaklarımın arasından her defasında.

Ve tüm bu olup bitenlere rağmen, içimde kopan bu fırtınalar, çelişkiler, hiçbiri dilimi çözmüyor, susuyorum, sustukça daha da pısıyorum daha da kapatıyorum algılarımı bu hayata.

Nevzat Orkun Çeviker

15 Mayıs 2013 Çarşamba

1011

Başlıktaki gibi, 1011 gün geçmiş üzerinden. Tam tamına 1011 gün önce girmiştin hayatıma, başka bir deyimle, 33 ay yada 144 hafta... Saat yada dakika olarak ifade etmeye dilim varmıyor, sayılar büyüdükçe daha bir derinden cız ediyor kalbim. Gerçi bir karşılığı olduğundan dahi şüpheliyim.

Bunca zaman sonra neden böyle bir başlık altında yazmaya karar verdim bende bilmiyorum. Aslında aylar oldu buraya veya başka bir yere yazamadım hiç. Yazamadığım her kelime, kuramadığım her bir cümle dönüp dolaşıp kendi yüreğimde patladı tüm bu geçen zaman zarfı içerisinde.

Her gece yazılmamış yazgımızdı düşlediğim uyuya kalmadan. Günün en mutlu ve huzurlu vakti oldu hep bana, sonu hep mutlu bitmezdi ama yinede içinde seni ihtiva etmesi yeterdi bana. Tüm bu düşlerin devamında çoğu gece rüyama farklı bedenler içerisinde geldin bana, sen olduğunu bilerek sardım kollarıma.

Tüm bunlara rağmen, vazgeçtiğim andı seni özgür kılışım, kendimiyse tutsak aşkına.

Nevzat Orkun Çeviker
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...