28 Aralık 2014 Pazar

Huzursuzluk mu?

Beni huzursuz, mutsuz eden şey üzerine o kadar çok düşünüyorum ki; bulduğum yanıtlar da öte yandan ayrıca huzursuz ediyor. Düşüncelerim çoğunuz için korkutucu gelebilir, sağlıklı değiller ben de farkındayım. Hissettiklerimi artık yazamıyor oluşum da sıkıntımı körükleyen şeyler arasında.
Yine konudan uzaklaşır oldum, diyeceğim o ki, bulduğum yanıtlar arasında en masumu sanırım düzensizlik. Evet bir düzene oturtamayışım hayatımı, huzursuz ediyor beni, ne yaptığım işi benimsiyorum, ne yaşadığım şehri, ne yaptıklarımı ne de yapamadıklarımı. Hep birşeyler eksik, farkındayım bunun. Herşeyden öte yaşadığımız şehirlerin kaosu, karmaşıklığı, gürültüsü, insanı. Düşündükçe çıldırmamak içten bile değil. Hastalığım öyle bir hal aldı ki, sokak kaldırımlarının kırık dökük olması bile mutsuz ediyor beni. Mutsuz olmaya yer aramak değil benimkisi, bu evrende bu zamanda yaşamayı kabullenemeyişim. Kabullenebilecek gibi de durmuyorum.

Not: Bu yazı ile birlikte, ne kadar artık yazamıyor noktasına gelmiş de olsam, tumblr üzerinden yayınlamaya devam edecem. Birçok şeye olduğu gibi Blogspot'un arayüzüne de katlanamıyorum artık.
www.norkun.tumblr.com

Nevzat Orkun Çeviker

23 Mart 2014 Pazar

Tesadüf

Tesadüf eseri yaşadığıma karar verdim. Zaten bu dünyaya gelirken de tesadüf eseri hayatta kalmışım. O zaman bırakacaklardı beni. Bilememişler. Hayatım o kadar tesadüfî ki, herkes için planı olduğuna inandığınız Tanrınızın benim hakkımda en ufak bir planı olmasa gerek. Defolu üretim gibi bir şeyim sanırım. En ağırı da bu hayattan ben tamamıyla vazgeçmiş olmama rağmen, aile gibi kutsal bir şeyi çiğneyemiyor oluşum. Az biraz vurdumduymaz olmalıydım, o da olmadı. Her ayna görüntümden, her günümden nefret ederek daha ne kadar ve nasıl yaşamam gerekiyor bilmiyorum. Çok yorgunum. Ve bu gece yine gözyaşı döküyorum, ertesi gün üzerine gülümseyen bir yüz ifadesi takınacağımı bilerek. Sanırım insanların acıma olan ilgisizliğinden daha çekilesi geliyor iyiymiş taklidi yaparak gizlenmek.

Nevzat Orkun Çeviker

Dehliz

Yine aynı dehlizin dibindeyim. Anlatamıyorum kendimi insanlara, o kadar ağır geliyor ki her şey. Bu yük, artık taşıyamayacağım bir hal aldı. Hiçbir şeyi unutulup, kapandığı yok, sadece isim değiştiriyorlar, farklı bir beden buluyorlar. Her şey gibi senide kaybetmek için buluyorum. Olmayan bir şeyin eksikliğinden, kaybettiğim bir şeyin eksikliğine terfi ediyorsun sende. Tarif edilemeyecek acılara gark ediyorsun ruhumu. Tamamıyla kaybolmuş durumdayım, aklım başımda değil, çıldıracak gibi oluyorum. Ruhum bedenimi cırmalıyor bedenime sığmıyorcasına. Tükeniyorum, içten içe tüketiyorum kendimi. Aklımdan kendime zarar vermekten başka şey geçiremez oluyorum. Oda yetmiyor, insanların, yakınlarımın tepki ve üzüntüleri beni daha çok üzecek diye onu da yapamıyorum. Başım belaya girsin istiyorum, zarar göreyim, fiziksel acı çekeyim. Belki bir nebze de olsa ruhumun çektiği bu acıyı susturabilirim. Ama nafile. Hayattan tek alabildiğim ruh kırıklığı. Ölmek, ölmek, bu kadar arzuyla düşlerken neden bu kadar zor.

Nevzat Orkun Çeviker
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...